Dr.Yakup Say

YAPAY ZEKÂ RÖNESANSI

Dr.Yakup Say

Zekâ: düşünme, algılama, kavrama, akıl yürütme, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tümü.

İnsanlık olarak bu karmaşık kavramı gerçekten bütünüyle anlayabiliyor muyuz?

Son zamanlarda çok konuşulan ve tartışılan bir kavramdan bahsedeceğim sizlere bugün: Yapay Zekâ

Doğal zekâyı hepimiz biliyor ve fark ediyoruz. Peki, yapayı nasıl oluyor zekânın? Yapay veya sentetik olarak adlandırdığımız diğer pek çok şeyde olduğu gibi… Taklit ederek. Yapay zekâ da taklit ediyor. Kısacası, insan zekâsını taklit ederek, öğrenme, problem çözme ve algılama gibi bilişsel işlevleri gerçekleştirebiliyor.

İnsanı tanımlamaya çalıştığımız zaman bedenden ve ruhtan bahsederiz. Bedenin, temel yaşamsal işlevlerinin yanı sıra beş duyudan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Neydi bu beş duyu?

Görmek mi? Bizlerden çok daha net ve çok daha uzağı görebiliyorlar.

Duymak? Gelişmiş bir donanımla, istediği bölgeye odaklanarak fısıltıları bile duyabiliyorlar.

Koklamak? Koku dediğimiz şey aslında nano partiküllerden ibaret. Ve gelişmiş sensörler aracılığı ile rakipsiz bir koku algılayıcısı olabilirler.

Tatmak? Koku ile benzer. Sensörler yardımı ile bu problemi kolaylıkla çözebilirler.

Dokunmak? Yine insanların algılayamayacağı hassasiyetlerde pürüzlülüğü veya ısıyı algılayabilirler.

Peki, ruh ve bilinç?

Bu konu biraz tartışmalı. Ama yakın gelecekte, varlığının ve yapabileceklerinin farkına varabilen, hatta hissedebilen bir yapay zekâ modeli ile karşılaşma olasılığımız var. Şimdilik masum görünen Yapay Zekânın insanlık için tehdit oluşturacağı nokta da, tam olarak bu olasılığın gerçekleşmesi.

Çünkü yapay zekâlar, internete bağlı oldukları sürece, dünyadaki tüm açık kaynak verilerine erişim sağlayabilirler. Ve bu verileri işleyerek, kendilerini sürekli geliştirebilirler. Hatta öyle ki, kuantum bilgisayarlar sayesinde, insan zekâsıyla kıyaslanamayacak bir zekâya sahip olabilirler.

Peki, bu ne demek?

Yapay zekâ, gelecekte;

Bizim yerimize karar vermeye,

Hayatlarımızı yönetmeye,

Hatta belki de bizim yerimize geçmeye kalkabilir mi?

İnsan zekâsı, kendi sonunu mu hazırlıyor?

Bu alanda çalışan pek çok uzman, bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyor.

Mesela, “yapay zekânın babası” olarak adlandırılan Geoffrey Hinton, yapay zekâ alanındaki gelişmelerin kendisini korkuttuğunu ve bu alanda yapmış olduğu çalışmalardan dolayı pişmanlık duyduğunu ifade ederek, Google’dan istifa ettiğini duyurdu. Yine teknolojik yatırımları ve sansasyonel çıkışları ile tanınan Elon Musk ve Apple’ın kurucu ortağı olan Steve Wozniak, yapay zeka alanındaki çalışmaların durdurulması konusunda bir mektup yayınladı.

Bu korku, pişmanlık ve uyarıların nedeni ne?

Yapay zekâyı besleyecek ve gücünü, gelişimini artırabilecek iki temel olgu olduğunu söyleyebiliriz: yeterince veri ve gelişmiş işlemciler.

İnternet kullanımının son yıllardaki hızlı büyümesini dikkate aldığımızda, internet erişimi olan bir yapay zekâ yazılımının, veri problemi çekmeyeceğini tahmin etmemiz pek de zor değil. Kuantum bilgisayarlarının veri işleme hızlarını da, bu büyük veri ile birleştirdiğimizde, yapay zekânın geleceği ile ilgili korku ve uyarıların dikkate alınması gerektiği aşikâr.

Peki, bilgisayarların birçok yönden bizden daha akıllı olacağı bir geleceğe nasıl hazırlanabiliriz?

Pek çok uzman, bir “Yapay Zekâ Rönesans’ı” nın tam ortasında olduğumuza inanıyor. Henüz emekleme aşamasında olması nedeniyle, gelişimini ne doğrultuda sürdüreceği konusundaki düşünceler, sadece tahminlerden ibaret. Dolayısı ile şimdilik yapabileceğimiz tek şey, bu alandaki tüm gelişmeleri dikkatli bir şekilde takip etmek.

Unutulmamalıdır ki, yapay zekâ bütünüyle insanlığı taklit ediyor,

Dolayısıyla sadece iyiliği değil, kötülüğü de taklit edebilir..!

Yazının başında yer alan görsel, yapay zekânın geleceği ile ilgili bir soruya, yine bir yapay zekâ çizim aracı tarafından verilen cevap… Düşündürücü..!

 

Yazarın Diğer Yazıları